SUSKUNLAR – İHSAN OKTAY ANAR

Nisan 2, 2021 0 Yazar: Severus Septimus

Çirkin bir şeyi güzel yapmak mümkündür ama, mükemmel bir şeyi güzel kılmak çok daha zahmetli bir iştir.


İşte ben de karşınıza mükemmel bir kitapla geldim ve güzel yapmaya uğraşmanıza gerek de yok çünkü tek kelimeyle efsane olmuş bir eser. Doğa ötesi varlıklarla beraber gerçek hayatın ta kendisinden hikayeler barındıran bu kitabı herkese tavsiye ederek sözlerime başlamak istiyorum. Daha çok Puslu Kıtalar Atlası ile akıllara gelen ve ilk kez okuduğum İhsan Oktay Anar kesinlikle çok büyük bir anlatıcı. Öyle ki bir ara değerlendirme bile yazmamayı düşündüm kitap hakkında, olumsuz bir yanını göremediğimden ve de gözümden kaçmış olması muhtemel detaylar olduğundan eliniz gitmiyor kitap hakkında bir şeyler yazmaya.


Yaklaşık 270 sayfadan oluşan kitap punto küçüklüğü ve paragrafların girift yapısı göz önüne alınırsa 400 sayfaya kadar çıkabiliriz bence … Romanın içindeyken Ahmed-i Sani yani II. Ahmed dönemine giriş yapıyorsunuz ve o dönemin İstanbul’u gerçekmiş gibi karşınıza geliyor. O kadar güzel betimlemeler var ki sanki üç asır öncesinde yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Dil de buna uygun olarak biraz ağır olsa da sözlük kullanarak bunun da üstesinden gelebilirsiniz. Kadızadeliler‘in de bahsinin geçtiği kitap gerçekten içerisinde pek çok farklı duygu ve temayı bulundururken tarihsel gerçeklerle beraber ruhlar gibi doğa üstü varlıkları da içerisinde bulunduruyor.


İçerik olarak o kadar çok gönderme ve teolojik, mitolojik, siyasi, eleştirel alt metin var ki hepsini yakalayabildiğimden emin olamadığım gibi yakaladığımdan çok yakalayamadığım olduğundan eminim neredeyse diyeyim gerisini siz düşünün. Karakterlerin birkaçı aslında bildiğimiz ama adları ve çağları değiştirilmiş şekilde bize sunulan kişiler. Kelime oyunları yapılan karakterler de mevcut kitapta. Örnek vermek gerekirse: 


*Batın’ın oğlu Zahir: Burada aslında hem bir kelime oyunu ile karşı karşıyayız hem de tanıdık figürlerle… Batın ve Zahir kelime anlamı olarak  taban tabana zıt anlamlarda olsalar da birbirlerini tamamlayan kelimelerdir. Burada muhtemelen teslis inancına bir gönderme yapılarak Batın Tanrı, Zahir de Hz. İsa olarak sembolize ediliyor. Kitaba baktığınız zaman yaşayışından ölümüne kadar bu emareleri görebilirsiniz. Son akşam yemeği de dahil.

*Kabil miti de kitapta yerini almış. Kabil’in uzun yaşayıp onu öldürenin de bu laneti sürdüreceği ve bu sayede Kabil’in lanetli, katliam dolu bir ölümsüzlük içinde yaşayacağı çok güzel bir şekilde işlenmiş.

*Tağut karakteri, anlam olarak zaten iblis, şeytan anlamına gelmekle yaptıklarıyla da temsil ettiği kişinin kim olduğunu aslında kanıtlamakta. Son zamanların popüler ismiyle Lucifer …

*Yakuta ise Yahuda’yı yani Hz. İsa’nın yerini Roma askerlerine bildiren havari yerine kullanılmıştır.

*Lazarus, direkt olarak Hz. İsa’nın, en büyük mucizesi sayılan, dirilttiği kişinin adıdır.

*Firavun ise Galata Mevlevihanesi’nin şeyhi Nuvarif Bursevi olarak karşımıza çıkar.

*Dünya’nın yedi günde yaratılışı ve Eflatun’un İstanbul turundaki yedi ölümcül günaha denk gelen göndermelerle de yapılan yedi sayısına atıflar gözden kaçırılmaması gereken detaylardan.

Bunlar ana karakterlerden oldukları için göze çarpmaları nispeten daha kolay karakterler daha dikkatli bakacak olursak farklı benzetmeler de bulabileceğimizden eminim.

Kitabın esas mevzusu müzik olmasına rağmen o kadar çok şey anlatıp aslında hiçbir şeyi anlatamamış olduğumuzu düşünmeden edemiyor insan o yüzden diyoruz ki;


Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.