KIZIL VEBA – JACK LONDON

Mayıs 21, 2021 0 Yazar: Severus Septimus

Uygarlık, sevgili torunlarım, alev tabakalarının içinde ve ölümün nefesinin altında yok olup giden şey, uygarlıktı!


Dehşet! Evet pandemiyi yaşadığımız şu günlerde okunabilecek en iyi kitaplardan biri Kızıl Veba… tıpkı Camus’un Veba kitabı gibi.


İnsanın aslında ne kadar vahşi bir yaratık olduğunu çok güzel anlatan bu kitapta en iyi huylu ve kibar kişilerin bile şartlara göre nasıl bir canavara, katile ve hırsıza dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.


Jack London, kalemine hayran olduğum bir yazar olmakla beraber çoğu zaman insanla ve toplum düzeniyle ilgili aynı noktalara parmak basması gözden kaçmaması gereken bir detay. Bu kitabında daha özgün bir konu seçmiş olsa da sisteme ve insana yönelik alışılageldik eleştirilerini yapmaktan geri durmuyor.


Kitap, kıyamet sonrası dünyayı işlemekle yazıldığı dönem olan 20.Yy başına göre gayet öncü nitelikte olsa da günümüzde pek çok eser bu konuya daha çok eğilmiş vaziyette. Şunu da unutmamak gerekir ki taklitler aslını yaşatmaktan başka pek bir işe yaramazlar. O yüzden London’ın koca yürekliliği yadsınamaz bir gerçek.


Kitap 2010’lu yılların başında gelişen bir tür salgını anlatması bakımından günümüze dair fazlaca kehanet barındırıyor işin tuhaf tarafı bunların çokca kısmı tutmuş bulunuyor. Verilen nüfus sayıları, teknolojik buluşlarla ilgili varsayımlar… tutmayan öngörülerin çoğu da oransal farklılıklar gösteriyor ya yarı yarıya ya da iki katı şeklinde yani London gerçekten Nostradamus’a taş çıkartmış diyebiliriz!


Sistemsel yaptığı eleştirilerde, dünyayı patronların başında bulunduğu bir avuç elitin yönettiğinden bahseden eser burada da gerçeğe çok uygun göndermelerde bulunmuş. Kitabı okurken size bu adam 100 değil de 20 30 yıl önce falan mı yaşadı acaba dedirten tahminlerden bazıları bunlardı.


60 sayfaya göre içinde doyurucu kehanetler bulunan bu kitabı bence özellikle de pandemi günlerini yaşadığımız bu dönemde okumalısınız

Son olarak yazarın en katıldığım tespitiyle yazıyı noktalıyorum…

Şahane uygarlığımızın en mükemmel başarısı yiyecektir diye düşünürüm bazen…