MUTSUZLUK VS UMUTSUZLUK

Mayıs 14, 2021 0 Yazar: Severus Septimus

Mutsuzluk ve umutsuzluk ne kadar da birbirine benzeyen kelimeler, öyle değil mi? Birbirlerine çok benzeyen tek yumurta ikizi gibiler, tek farkları bir adet u harfinden ibaret gibi görünüyor dışardan bakınca.


İçerisine girdiğiniz zaman ikisinin de birbirinden farklı ama gerçekten de yarış halinde olan kardeş duygular olduğunu fark ediyorsunuz. Biri diğerinin habercisi olabiliyor çoğu zaman, bazen de ikisi birlikte sarılıyor yakanıza. Umutsuzluk, mutsuzluğa göre daha acımasız. Ağır yumruklar indirir yüzünüze belki de kalbinize. En çok da kalbe inen umutsuzluk acıtır canınızı. Aklınızdaki umutsuzluk geçici olmakla beraber daha hızlı gelip geçer. Mesele kalbe gelince daha sinsi ve daha yavaş yerleşir oraya ve gitmesi çok daha zordur. Neyse ki hayatta imkansız bişey yok!


Mutsuzluk, umutsuzluktan daha insaflı bir yoldaştır. Sizi zaman zaman yoklar ama tamamen esir almaz. Mutsuzluk olmadan, mutlu olmanın da anlamı olmazdı zaten devamlı mutlu olmak mutluluğun değerini ve kalitesini düşüren bişey olsa gerek devamlı mutlu pozlarda takılanlara sormak gerekebilir bunu tabii 🙂


Mutlu olmanın bir yolu da mutsuzluktan geçer aslında: Nasıl ki zafer için çile gerektir; mutluluk için de mutsuz dönemleri göze alabilmek gerekir.


Mutsuz insan mutlu olacağına en fazla inanan insandır. Belki mutlu olmaya olan özleminden, belki de her gecenin bir sabahı olduğunu bildiğinden. Mutsuzluk her ne kadar mutluluğun kelime anlamı itibariyle tam tersi olsa da aslında kardeş gibidirler. Asıl düşman umutsuzluktur.


İnsanın umutsuz olma lüksü yoktur aslında. Hayat zaten çok kısa; umudu olmayanlar için hem kısa hem de anlamsız. Kısa ve anlamsız… bu iki cümle hayatla yanyana gelince çok tehlikeli bir hal alıyor. Harcayabileceğimiz tek gerçek sermaye olan hayatı umutsuzlukla geçirmek… Buzdağlarını kendi elimizle eritmekten çok da farklı bir durum değil aslında. İkisinde de yavaş ve sancılı bir ölüm birinde tüm canlı hayatı bitirirken diğerinde yaşarken kendimizi öldürüyoruz.

Tamam buzdağları çok da aynı değilmiş ama ikisi de yavaş ve sinsi bir yok oluşa çıkıyor…


Umutsuzluk, kendimizin yarattığı bir girdap ve sizi daima içine çekmeye çalışır. Bundan en iyi kaçış yolu hiç yakalanmamak aslında çünkü imkansız bir şey olmadığı gibi umutsuzluk da aslında var olmayan bizim kendi ellerimizle sonumuzu getirmesi için var ettiğimiz bir paradokstur.


Bazen o kadar ümitsizsinizdir ki ümitsiz olduğunuzu bile farkına varamazsınız. Bu gibi durumlarda sizin anlamsız bulduğunuz hayata anlam katacak belki de direkt hayatınız olarak yaşamın gerçekliğine, aşkın güzelliğine aklınızı ve kalbinizi açarak aslında umutsuzluğun anlamsız bir kuruntu olduğunu anlamanızı sağlayacak ve sizin hikayenizde baş rol olacak birini bulma olsalığınız bile aslında her şeyi anlamlandırmanıza değmez mi?


Sözlerimi sonlandırırken: Unutmayın her sabahın bir anlamı vardır yeter ki umudunuzu yitirmeyin…